İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
goose-step |
{'gu:s,step}
- [N] kaz adımı, dizleri bükmeden yürüme
|
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
step on the accelerator |
|
|
can't say bo to a goose |
|
|
wild-goose chase |
- [ID] koşma: olmayacak şeyin peşinden koşma
|
|
devious step |
- [N] yanlış adım, ahlaksızca davranış
|
|
ember goose |
{'embər,gu:s}
|
|
false step |
|
|
first step |
|
|
step on the gas |
- [ID] gaza basmak, gazlamak
|
|
goose |
{gu:s}
- [N] kaz, kaz kafalı, ahmak, terzi ütüsü
- [V] parmak atmak, parmaklamak
|
|
I have goose bumps |
- [PHR] tüylerim diken diken oldu
|
|
kill the goose lays the golden eggs |
- [ID] altın yumurtlayan tavuğu kesmek
|
|
solan goose |
{'səʋləngu:s}
|
|
goose bumps |
{'gu:sbʌmps}
- [N] tüyleri ürpermiş deri
|
|
goose flesh |
{'gu:s,fleʃ}
- [N] tüyleri ürpermiş deri, diken diken olmuş deri
|
|
goose pimples |
- [N] tüyleri ürpermiş deri
|
|
goose-quill |
- [N] kaz tüyü {sert}, tüy kalem
|
|
goose-skin |
{'gu:s,skın}
- [N] tüyleri ürpermiş deri
|
|
step on to land |
|
|
mind your step! |
- [INTRJ] adımına dikkat et!, önüne bak!
|
|
step |
{step}
- [A] üvey
- [N] adım, step, ayak izi, ayak sesi, basamak, kademe, derece, terfi, girişim, ayak uydurma, uygun adım, önlem, tedbir, plato, porte aralığı, nota çizgisi, hareket
- [V] adım atmak, yürümek, girmek, gitmek, etmek {dans}, basamaklı yapmak, basmak, adımlamak, adımlayarak ölçmek
|
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|