Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
spark-quench kıvılcımönler
spark-quench kıvılcımönler [elec.]

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
Check the spark plugs, please.
  • [PHR] buji: Bujileri kontrol edin lütfen.
I need new spark plugs.
  • [PHR] buji: Yeni bujilere ihtiyacım var.
quench Dinle! {kwentʃ}
  • [V] söndürmek, gidermek, dindirmek, bastırmak, kırmak {umut}, su vermek {çelik}, sulamak, ağzını tıkamak
spark Dinle! {spɑ:rk}
  • [N] kıvılcım, belirti, ateşleme, gemi telsizcisi, elektrikçi, hovarda, züppe
  • [V] kıvılcım saçmak, ateşlemek, teşvik etmek, hareket: harekete geçirmek, uyandırmak {ilgi vb.}, kur yapmak
bright spark
  • [N] sivri akıllı
spark arrester {spɑ:rkə'restər}
  • [N] kıvılcım kafesi, kıvılcım kesici
spark gap {'spɑ:rkgæp}
  • [N] kıvılcım aralığı, buji tırnak aralığı
spark of
  • [N] kıvılcım, pırıltı, belirti
spark plug {'spɑ:rkplʌg}
  • [N] buji
quench one's thirst
  • [V] hararetini azaltmak, susuzluğunu gidermek
measuring spark gap ölçen tırnak aralığı
measuring spark gap ölçen tırnak aralığı
quench f. söndürmek, bastırmak; tatmin etmek, hararetini gidermek, kandırmak {susuzluk}; su ile soğutmak; sönmek; yatışmak. quenchable

s. söndürülür, bastırılır. quenchless

s. sönmez, söndürülmesi güç; tatmin edilmez, kandırılmaz.
quench f.
1. {susuzluğu} gidermek.
2. {ateş, yangın v.b.´ni} söndürmek.
3. {isyan v.b.´ni} bastırmak; {duygu, umut v.b.´ni} yok etmek.
4. {çeliğe} su vermek.
quench one´s thirst susuzluğunu gidermek.
spark i.

f. kıvılcım, çakım, çakın, şerare; elektrik kıvılcımı; elmas; belirti; canlılık;

f. kıvılcım saçmak; harekete geçirmek, teşvik etmek, kışkırtmak. spark arrester kıvılcım kafesi; elektrik kıvılcımlarını önleyen cihaz. spark coil elek. endüksiyon bobini, kıvılcım bobini. spark gap oto. buji tırnak aralığı. spark plus oto. buji.
spark i.

f. yakışıklı delikanlı; civelek kız: {erkek} sevgili; sinirli kimse;

f. flört etmek. sparkish

s. hoppa, havalı, civelek; gösterişli, iyi giyimli.
spark i. kıvılcım.

f.
1. kıvılcım saçmak.
2. off -e neden olmak, -e yol açmak: What sparked it off? Ona yol açan neydi?
3. {birini} {bir şeye} teşvik etmek, sevketmek: What sparked your interest in painting? Seni resim yapmaya yönelten şey neydi?
spark kıvılcım
spark coil kıvılcım bobini