| Check the spark plugs, please. |
- [PHR] buji: Bujileri kontrol edin lütfen.
|
|
| I need new spark plugs. |
- [PHR] buji: Yeni bujilere ihtiyacım var.
|
|
| quench |
{kwentʃ}
- [V] söndürmek, gidermek, dindirmek, bastırmak, kırmak {umut}, su vermek {çelik}, sulamak, ağzını tıkamak
|
|
| spark |
{spɑ:rk}
- [N] kıvılcım, belirti, ateşleme, gemi telsizcisi, elektrikçi, hovarda, züppe
- [V] kıvılcım saçmak, ateşlemek, teşvik etmek, hareket: harekete geçirmek, uyandırmak {ilgi vb.}, kur yapmak
|
|
| bright spark |
|
|
| spark arrester |
{spɑ:rkə'restər}
- [N] kıvılcım kafesi, kıvılcım kesici
|
|
| spark gap |
{'spɑ:rkgæp}
- [N] kıvılcım aralığı, buji tırnak aralığı
|
|
| spark of |
- [N] kıvılcım, pırıltı, belirti
|
|
| spark plug |
{'spɑ:rkplʌg}
|
|
| quench one's thirst |
- [V] hararetini azaltmak, susuzluğunu gidermek
|
|
| measuring spark gap |
ölçen tırnak aralığı |
|
| measuring spark gap |
ölçen tırnak aralığı |
|
| quench |
f. söndürmek, bastırmak; tatmin etmek, hararetini gidermek, kandırmak {susuzluk}; su ile soğutmak; sönmek; yatışmak. quenchable
s. söndürülür, bastırılır. quenchless
s. sönmez, söndürülmesi güç; tatmin edilmez, kandırılmaz. |
|
| quench |
f. 1. {susuzluğu} gidermek. 2. {ateş, yangın v.b.´ni} söndürmek. 3. {isyan v.b.´ni} bastırmak; {duygu, umut v.b.´ni} yok etmek. 4. {çeliğe} su vermek. |
|
| quench one´s thirst |
susuzluğunu gidermek. |
|
| spark |
i.
f. kıvılcım, çakım, çakın, şerare; elektrik kıvılcımı; elmas; belirti; canlılık;
f. kıvılcım saçmak; harekete geçirmek, teşvik etmek, kışkırtmak. spark arrester kıvılcım kafesi; elektrik kıvılcımlarını önleyen cihaz. spark coil elek. endüksiyon bobini, kıvılcım bobini. spark gap oto. buji tırnak aralığı. spark plus oto. buji. |
|
| spark |
i.
f. yakışıklı delikanlı; civelek kız: {erkek} sevgili; sinirli kimse;
f. flört etmek. sparkish
s. hoppa, havalı, civelek; gösterişli, iyi giyimli. |
|
| spark |
i. kıvılcım.
f. 1. kıvılcım saçmak. 2. off -e neden olmak, -e yol açmak: What sparked it off? Ona yol açan neydi? 3. {birini} {bir şeye} teşvik etmek, sevketmek: What sparked your interest in painting? Seni resim yapmaya yönelten şey neydi? |
|
| spark |
kıvılcım |
|
| spark coil |
kıvılcım bobini |
|
|