| spark |
{spɑ:rk}
- [N] kıvılcım, belirti, ateşleme, gemi telsizcisi, elektrikçi, hovarda, züppe
- [V] kıvılcım saçmak, ateşlemek, teşvik etmek, hareket: harekete geçirmek, uyandırmak {ilgi vb.}, kur yapmak
|
|
| spark |
i.
f. kıvılcım, çakım, çakın, şerare; elektrik kıvılcımı; elmas; belirti; canlılık;
f. kıvılcım saçmak; harekete geçirmek, teşvik etmek, kışkırtmak. spark arrester kıvılcım kafesi; elektrik kıvılcımlarını önleyen cihaz. spark coil elek. endüksiyon bobini, kıvılcım bobini. spark gap oto. buji tırnak aralığı. spark plus oto. buji. |
|
| spark |
i.
f. yakışıklı delikanlı; civelek kız: {erkek} sevgili; sinirli kimse;
f. flört etmek. sparkish
s. hoppa, havalı, civelek; gösterişli, iyi giyimli. |
|
| spark |
i. kıvılcım.
f. 1. kıvılcım saçmak. 2. off -e neden olmak, -e yol açmak: What sparked it off? Ona yol açan neydi? 3. {birini} {bir şeye} teşvik etmek, sevketmek: What sparked your interest in painting? Seni resim yapmaya yönelten şey neydi? |
|
| spark |
kıvılcım |
|
|