İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| flying |
{'flaııŋ}
- [A] uçan, uçuş, savrulan, dalgalanan, kısa, acele, hızla geçen, geçici
- [N] uçma, uçuş, havacılık, uçak kullanma
|
|
| flying |
i. 1. uçma, uçuş; uçurma. 2. havacılık; pilotaj; pilotluk.
s. 1. uçan. 2. havacılıkla ilgili. |
|
| flying |
i.
s. uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık:
s. uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttress {mim}. duvar dirseği, payanda, istinat kemeri. with flying colors parlak bir başarı ile. Flying Dutchman fırtınalı havalarda Ümit Burnu civarında görüldüğüne ve denizcilere uğursuzluk getirdiğine inanılan efsanevi Hollanda gemisi. flying field küçük havaalanı. flying fish uçarkefal, {zool}. Exocoetus. flying fox meyva yiyen bir yarasa. flying fortress uçan kale {uçak}. flying machine eski uçak, tayyare. flying saucer uçan daire. flying squirrel uçar sincap. flying start hızlı ve elverişli başlangıç. |
|
| flying |
fly.ing
flay'îng
İsim
* uçma, uçuş; uçurma.
* havacılık; pilotaj; pilotluk.
Sıfat
* uçan.
* havacılıkla ilgili. |
|
| flying |
uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: uçan; havacı |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| acrobatic flying |
|
|
| amateur flying |
|
|
| send things flying |
- [ID] darmadağın etmek, ortalığı birbirine katmak
|
|
| send smb. flying |
- [V] deli etmek, vurup düşürmek, yere sermek
|
|
| flying boat |
|
|
| flying bridge |
- [N] geçici köprü, güverte köprüsü
|
|
| flying deck |
|
|
| flying exhibition |
|
|
| flying fox |
- [N] yarasa, meyve yiyen yarasa
|
|
| flying model |
|
|
| flying object |
|
|
| flying off |
|
|
| flying officer |
|
|
| flying range |
|
|
| flying saucer |
|
|
| flying squad |
- [N] motorlu polis birliği, çevik kuvvet
|
|
| flying start |
- [N] iyi başlangıç, hızlı start
|
|
| flying unit |
|
|
| flying visit |
- [N] kısa ziyaret, ayaküstü uğrama, uğrayıverme
|
|
| high-flying |
{'haı,flaııŋ}
- [A] hırslı, gözü yükseklerde, kendini beğenmiş
|
|
|
|