Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
drive Dinle! {draıv}
  • [N] araba gezintisi, araba yolu, güdü, dürtü, hayvan gütme, sürek avı, top sürme, düşmanı püskürtme, enerji, hamle, sürme, sürücü {bilgisayar}, önüne katma
  • [V] araba kullanmak, sürmek, önüne katmak, gütmek, saplamak, çakmak, hareket ettirmek, sokmak, zorlamak, kovalamak, çalıştırmak, kullanmak, acele etmek
drive i. sürme, sürüş; araba gezintisi; araba yolu; hücum etme; {psik}. itki; hayvanları toplayıp gütme; kuvvet nakli, işletme tarzı; hamle; enerji, kuvvet, gayret; {mak}. döndürme mekanizması. drive shaft {mak}. işletme {hareket} mili, çevirme mili. driveway

i. bilhassa garaj ile cadde arasındaki özel yol. belt drive {mak}. kayışla döndürme kayışla işletme. friction drive {mak}. sürtünme ile işletme, sürtünme mekanizması. a drive for funds para toplamak için açılan kampanya.
drive f. {drove, driven} sürmek; araba kullanmak; araba ile götürmek; gütmek; kaçırmak, kovmak; tazyik etmek, sıkmak, mecbur etmek, zorlamak; fazla çalıştırmak; şiddetle tahrik etmek; acele ettirmek; sürüklenmek; hızlı gitmek; {topa} hızlı vurmak; araba ile gitmek: at ile atılmak, meramı olmak, demek istemek, kastetmek, gayret etmek. drive a bargain pazarlığı kendi lehine kabul ettirmek. drive away kovmak, defetmek; araba ile gitmek veya götürmek. drive back geri dönmek; araba ile geri gitmek veya götürmek. drive by araba ile geçmek. drivein

s.

i. müşterilerine araba içinde servis yapan {banka, sinema, lokanta};

i. seyircilerin otomobilleri içinde oturarak seyrettikleri açık hava sineması. drive mad çıldırtmak. drive out kovmak, defetmek.
drive sürücü
drive sürmek

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
drive a hard bargain
  • [ID] sıkı pazarlık etmek
drive smb. round the bend
  • [ID] deli etmek, çılgına çevirmek
chain drive
  • [N] zincir ile işletme
cogwheel drive
  • [N] dişli çark düzeni
drive smb. into a corner
  • [ID] köşeye sıkıştırmak
drive smb. to despair
  • [V] umutsuzluk: umutsuzluğa itmek, ümidini yitirmesine neden olmak
drive to desperation
  • [V] ümitsizliğe sevketmek, çaresizliğe düşürmek
drive smb. to distraction
  • [V] çıldırtmak, deli etmek
drive a car
  • [V] araba kullanmak
drive at
  • [V] kastetmek, demek istemek
drive away
  • [V] kovmak, defetmek, arabayla uzaklaşmak, savmak
drive crazy
  • [V] deli etmek, çıldırtmak
drive in {'draıv,ın}
  • [V] çakmak, içeri sokmak, içeri girmek
drive-in Dinle! {'draıv,ın}
  • [A] araba ile girilebilen, arabaya servis yapılan
  • [N] arabalı sinema, servis: arabaya servis yapan restoran
Where can I find a drive-in?
  • [PHR] servis: Nerede bir arabaya servis yapan restoran bulabilirim?
drive mad
  • [V] deli etmek, delirtmek
drive on
  • [V] ilerletmek, ileri sürmek
drive out
  • [V] kovmak, çıkarmak, sürmek, araba ile yol almak
drive up
  • [V] yükseltmek, yukarı çekmek, arabayla gitmek
drive-yourself
  • [A] sahibi tarafından kullanılan, kendi kendine giden