| sad |
{sæd}
- [A] mahzun, üzgün, hüzünlü, üzüntülü, üzücü, acı, acılı, acıklı, hazin, adam olmaz, iflah olmaz, kasvetli, iç karartıcı, koyu, hamur olmuş
|
|
| sad |
s. kederli, üzgün, mahzun, gamlı; hazin, acınacak, esef edilecek; keder verici, kasvetli; bedbaht; hayırsız, yetersiz; çok kötü. sad sack A.B.D., {argo} miskin. sadly
z. kederle, hüzünle. sadness
i. keder, hüzün, üzüntü. |
|
| sad |
s. 1. kederli, üzgün: sad person kederli kimse. 2. üzücü, acıklı: sad news üzücü haber. 3. çok kötü: a sad state of affairs çok kötü bir durum. 4. donuk {renk}. |
|
| sad |
s. kederli, üzgün, mahzun, gamlı; hazin, acınacak, esef edilecek; keder verici, kasvetli; bedbaht; hayırsız, yetersiz; çok kötü. sad sack A.B.D., {argo} miskin. sadly
z. kederle, hüzünle. sadness
i. keder, hüzün, üzüntü. |
|
| sad |
s. 1. kederli, üzgün: sad person kederli kimse. 2. üzücü, acıklı: sad news üzücü haber. 3. çok kötü: a sad state of affairs çok kötü bir durum. 4. donuk {renk}. |
|
|