Sonuçlar

Türkçe » İngilizce Yukarı
üzüntü
  • [N] affliction, care, chagrin, damp, dejection, desolation, distress, disturbance, fret, grief, hurt, mopes, regret, sadness, slough, sorrow, strait, trouble, unhappiness, woe, worry, straits
üzüntü distress; unhappiness, sorrow, sadness.
üzüntü * distress; unhappiness, sorrow, sadness.
üzüntü affliction
üzüntü agitation

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
üzüntü ile dökülen gözyaşları
  • [N] tear: scalding tears
üzüntü duymak
  • [V] bad: feel bad about, badly: feel badly about
v.üz:n.üzüntü chagrin
üzüntü içinde in the doldrums
v.üzül:n.üzüntü regret
sıkıntı/üzüntü kaynağı annoyance
korku ya da üzüntü kaynağı olan şey cloud
(acı,üzüntü,vb.) en yüksek derece extremity
derin üzüntü heartbreak
üzüntü duymak rue
üzüntü kaynağı woe
üzüntü duymak feel bad about, feel badly about v.
üzüntü ile dökülen gözyaşları scalding tears n.