Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
zone Dinle! {zəʋn}
  • [N] bölge, kuşak, mıntıka
  • [V] bölgelere ayırmak, kuşatmak, çevirmek
zone i.

f. kuşak; yöre, mıntıka;

f. çevirmek, kuşatmak; bölgelere ayırmak. zonal

s. kuşağa benzer, kuşağa ait. zoningi. bölgelere ayırma. zone system, zoning system tren veya vapur yolcululuklarında bölgelere göre bilet verme sistemi. zoning plan imar planı.
zone i.
1. bölge, mıntıka: zone of fire ateş bölgesi. zone of operations harekât bölgesi.
2. coğr. kuşak: temperate zone ılıman kuşak. frigid zone kutup kuşağı.
3. kentbilim bölge, zon.

f. {bir bölgede} ancak {belirli bir faaliyete/birtakım faaliyetlere} izin vermek, {bir bölgeyi} {belirli bir faaliyet/birtakım faaliyetler} için ayırmak: They´ve zoned it a commercial area. Orayı ticari bölge ilan ettiler.
zone alan
zone bölge

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
construction zone
  • [N] inşaat alanı
crushable zone
  • [N] öğütme bölümü
passing zone
  • [N] yarışta bayrak değiştirme noktası
pedestrian zone
  • [N] yaya geçidi
safety zone
  • [N] refüj, yaya geçidi, yaya bekleme yeri
twilight zone
  • [N] belirsizlik, belli olmayan durum
agrarian zone tarıma ayrılmış bölge
buffer zone tampon bölge.
combat zone savaş alanı.
combat zone ask. muharebe alanı.
contiguous zone bitişik bölge
dead zone ölü kuşak
dead zone, dead band ölü kuşak
demilitarized zone askerden arındırılmış bölge.
free zone tic. serbest bölge.
hot zone sıcak bölge
Hyphenation Hot Zone Sıcak Tireleme Bölgesi
hyphenation zone sözcük bölme bölgesi
Hyphenation Zone Heceleme Bölgesi
neutral zone sıfır bölgesi