Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
worry Dinle! {'wɜ:rı}
  • [N] endişe, karın ağrısı, kaygı, merak, üzüntü, dert, acı, silkeleme, ısırıp silkeleme {köpek}
  • [V] üzülmek, endişe etmek, endişelendirmek, endişelenmek, kaygılanmak, merakta kalmak, merak etmek, tedirgin olmak, rahatsız olmak, ısırıp silkelemek, sinirlenmek, hırpalamak, taciz etmek, zorlamak, rahatsız etmek, üzmek
worry f.
1. {about} merak/kaygı içinde olmak, merak etmek; kaygılanmak, üzülmek; -i merak içinde bırakmak, -i kaygılandırmak, -i rahatsız etmek: Don´t worry about it! Onu merak etme! What´s worrying you? Seni kaygılandıran ne? That doesn´t worry me at all. O beni hiç rahatsız etmiyor. Don´t worry! Merak etme!/Üzme canını!
2. -e musallat olmak, -e tebelleş olmak.

i.
1. kaygı, tasa, merak.
2. dert, sorun.
worry f.

i. üzülmek, sıkılmak, endişe etmek, merak etmek, zihninde kurmak, tasalanmak, kaygılanmak; eziyet etmek, rahatsız etmek, üzmek, canını sıkmak; ısırıp sarsmak{köpek};

i. üzüntü, endişe, merak, tasa, kaygı; ıstırap, can sıkıntısı. worry along engellere rağmen bir yolunu bulup ilerlemek. worry beads tesbih. worriment

i. k.dili üzüntü, endişe; can sıkıntısı.worrying, worrisome

s. üzücü, endişelendirici; can sıkıcı.
worry wor.ry wır'i Fiil * [{about}] merak/kaygı içinde olmak, merak etmek; kaygılanmak, üzülmek; -i merak içinde bırakmak, -i kaygılandırmak, -i rahatsız etmek: Don't worry about it! Onu merak etme! What's worrying you? Seni kaygılandıran ne? That doesn't worry me at all. O beni hiç rahatsız etmiyor. Don't worry! Merak etme!/Üzme canını! * -e musallat olmak, -e tebelleş olmak. İsim * kaygı, tasa, merak. * dert, sorun.
worry üzülmek, sıkılmak, endişe etmek, merak etmek, zihn

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
Don't worry, it won't hurt.
  • [PHR] acıtmak: Endişelenmeyin, acıtmayacak.
become a worry to smb.
  • [V] dert olmak
don't worry!
  • [INTRJ] aldırma!
don't worry about it!
  • [INTRJ] dert etmeyin!
worry along
  • [V] engellere rağmen ilerlemek, yuvarlanıp gitmek, geçinip gitmek
worry along through smth.
  • [V] güçlükle geçmek {içinden}
worry at
  • [V] tedirgin olmak
worry oneself
  • [V] üzülmek
worry out
  • [V] düşünüp taşınmak, iyice düşünmek
worry smb. into a decision
  • [V] karar vermeye zorlamak
worry smb. out of smth.
  • [V] kurtarmak, zorla çıkarmak
worry beads tespih.
worry beads * tespih.
worry about için kaygılan
become a worry to smb dert olmak f.
don't worry phr
don't worry about it dert etmeyin ünl.
don't worry, it won't hurt endişelenmeyin acitmayacak
worry along engellere rağmen ilerlemek, yuvarlanıp gitmek, geçinip gitmek
worry along through smth güçlükle geçmek {içinden} f.