İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| weigh |
{weı}
- [V] tartmak, ölçüp tartmak, düşünüp taşınmak, basmak, gelmek {ağırlık}, gelmek {kilo}, bastırmak, sıkıştırmak, önemi olmak, yük olmak
|
|
| weigh |
f. tartmak; tetkik etmek, duşünmek, ölçünmek, aklında tartmak; ağırlığında olmak; itibar edilmek. weigh anchor den. demir almak, vira etmek. weigh down yüklemek, yük altına koymak; omuzlarını çökertmek; ağırlık koyup bastırmak; bel vermek; kederlenmek. weigh in uçağa binmeden önce bagajı tarttırmak; at yarışı sonunda tartılmak {cokey}; boks maçından evvel tartılmak. weigh out tartıp ayırmak, ölçüye göre hazırlamak; at yarışından önce tartılmak {cokey}. weigh ones words sözlerini tartarak konuşmak. weighing ma- chine kantar, baskül. weigh able
s. tartı labilir, tartıya gelir. |
|
| weigh |
i. yol under weigh harekette, yolda. |
|
| weigh |
f. 1. tartmak: Please weigh these pears. Bu armutları tartar mısınız? 2. {up} iyice tartmak/düşünmek, ölçüp biçmek, teraziye vurmak. 3. {belirli bir ağırlıkta} olmak, {belirli bir ağırlık} çekmek/gelmek: How much do you weigh? Kaç kilosun? That suitcase weighed thirty kilos. O bavul otuz kilo çekti. How much do you think it´ll weigh? Sence kaç kilo gelir? |
|
| weigh |
i. yol. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| weigh anchor |
- [V] demir almak, vira etmek
|
|
| Does this weigh too much? |
- [PHR] ağır: Bu çok mu ağır?
|
|
| get under weigh |
- [V] yola çıkmak {gemi}, hareket etmek {gemi}
|
|
| Please weigh me 300 grams. |
- [PHR] tartmak: 300 gram tartın lütfen.
|
|
| Will you weigh this parcel, please? |
- [PHR] tartmak: Bu koliyi tartar mısınız?
|
|
| weigh against smb. |
- [V] aleyhinde konuşmak, karşı olmak
|
|
| weigh down |
- [V] ağırlık yapmak, bastırmak, ezmek, bunaltmak, daha ağır gelmek
|
|
| weigh in |
- [V] yarıştan önce tartmak, maçtan önce tartmak, maçtan önce tartılmak, yüklemeden önce tartılmak {bagaj}, meşgul olmak, ilgilenmek
|
|
| weigh in with |
- [V] tartışmaya katılmak, katılmak {görüşe}, ileri sürmek
|
|
| weigh on |
|
|
| weigh out |
|
|
| weigh upon |
|
|
| This won´t weigh very heavily with her. |
Onun gözünde pek önemli bir şey değil bu. |
|
| under weigh |
hareket halinde, yolda. |
|
| weigh against |
-in aleyhine olmak. |
|
| weigh anchor |
demir almak. |
|
| weigh anchor |
den. demir almak. |
|
| weigh in |
1. {uçağa binmeden önce} {bagajı} tarttırmak. 2. {cokey} yarış sonunda tartılmak. 3. önce tartılmak. |
|
| weigh in at |
{tartıldığında} {belirli bir ağırlıkta} olmak. |
|
| weigh in s.o.´s/s.t.´s favor |
birinin/bir şeyin lehine olmak. |
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| weigh down |
1. be oppressive or disheartening to. 2. be oppressive or disheartening to. . exert a force with a heavy weight; "The snow bore down on the roof". |
|
|
|