| toward |
{tə'wɔ:rd}
- [PREP] doğru: -e doğru, karşı, karşı: -e karşı, yakın: -e yakın, yönünde
|
|
| toward |
{'təʋeərdz}
- [A] uysal, yumuşak başlı, çok şey vaadeden, aday olan
|
|
| toward |
edat 1. -e doğru, -in yanına doğru: toward the river nehre doğru. 2. -e doğru, -e yakın {bir zaman}: toward noon öğleye doğru. 3. -e karşı, için, hakkında: What´s her attitude toward him? Ona karşı tavrı ne? 4. doğrultusunda, yönünde: Some progress has been made toward the establishment of a new grading system. Yeni bir not verme sisteminin kurulmasında biraz ilerleme kaydedildi. 5. {bir şeyin} ödenmesi için: That money can go toward what you owe me. O para senin bana olan borcunu ödemek için kullanılabilir. |
|
| toward |
s. yumuşak başlı, uysal; yaklaşan. towardly
s. eski uslu, uysal; uygun. |
|
| toward |
to.ward
tôrd
partical
* -e doğru, -in yanına doğru.
* -e doğru, -e yakın {bir zaman}.
* -e karşı, için, hakkında.
* doğrultusunda, yönünde:
Some progress has been made toward the establishment of a new grading system.
Yeni bir not verme sisteminin kurulmasında biraz ilerleme kaydedildi.
* {bir şeyin} ödenmesi için. |
|
|