Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
term Dinle! {tɜ:rm}
  • [N] süre, dönem, koşul, devre, terim, ifade, söz, sınır taşı, adet dönemi, regl dönemi, doğum zamanı
  • [V] adlandırmak, isim vermek, demek
term {f.} isim vermek, adlandırmak, demek.
term {i.} bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan kelime, terim; söz; {çoğ.}, {huk.} mukavele şartları; şart; {çoğ.} iki şahıs veya iki şey arasındaki ilişkiler; {mat.} eksi veya artı işaretleri ile birleşmiş bir ifadenin kısım larından biri; bir kesrin pay veya paydası, terim; {geom.} had, terim; bir önermede konu ile yüklemden her biri, terim; müddet, süre, vade; mahkemenin açık olduğu süre; öğretim yılının ayrıldığı sömestr; iki dönemden her biri; dönem; {tıb.} doğum zamanı. term insurance belirli bir süre sonunda biten hayat sigortası. term of office hizmet veya memuriyet süresi. term of three years üç yıllık süre. term paper öğretim yılının bir dönemi süresinde yazılması gereken tez. terms of the letter mektubun içindekiler. according to the terms of the treaty anlaşma şartları gereğince. at term belli bir zaman sonunda. be on speaking terms with konuşma durumunda olmak. bring to terms kabul ettirmek, razı etmek. come to term çocuğu doğum zamanına kadar taşımak. come to terms uzlaşmak, anlaşmak, anlaşmaya varmak. during term time ders devresinde, sömestrde. in plain terms açıkça, basit sözlerle. in terms of tabirince, ilgili olarak, dayanarak. make terms uyuşmak, uzlaşmak. on easy terms kolay bir şekilde; taksitle; uygun şartlarla. set a term to müddet tayin etmek. term less {s.} süresiz, sınırsız.
term i.
1. dönem, devre.
2. süre, müddet.
3. terim, ıstılah.
4. mat. terim.
5. çoğ. {kontrata ait} şartlar, koşullar.

f. -e ... demek, -e ... adını vermek: They can´t term it stupidity. Ona aptallık diyemezler.
term terim

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
term of endearment
  • [N] okşayıcı söz
half term {,hæf'tɜ:rm}
  • [N] yarıyıl tatili
Hilary term
  • [N] yıl: adli yıl, yarıyıl, sömestr, üniversite deversi
Lent term {'lent,tɜ:rm}
  • [N] paskalya perhizi dönemi
long term
  • [N] uzun süre
long-term Dinle! {,lɔ:ŋ'tɜ:rm}
  • [A] uzun vadeli, uzun süreli, uzun süren
Michaelmas term
  • [N] güz dönemi
mid-term {'mıd,tɜ:rm}
  • [N] sömestr
presidential term
  • [N] başkanlık süresi
short-term Dinle! {,ʃɔ:rt'tɜ:rm}
  • [A] kısa süreli, kısa vadeli
summer term
  • [N] yaz dönemi
technical term
  • [N] teknik terim
end of term
  • [N] dönem sonu
term deposit
  • [N] vadeli mevduat
Trinity term
  • [N] yaz dönemi
generic term soysal terim
generic term üreysel terim
generic term soysal {üreysel} terim
half term
1. dönem ortası tatil.
in the long term uzun vadede.