Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
tend Dinle! {tend}
  • [V] yönelmek, eğilimi olmak, yatkın olmak, çalmak {yeşile vb.}, yüz tutmak, bakmak, hizmet etmek, gözetmek
tend f.
1. eğiliminde olmak: She tends to do the washing on Mondays. Genellikle çamaşırı pazartesileri yıkıyor. He tends to exaggerate. Onun mübalağa etme eğilimi var.
2. -e yol açmak, -e neden olmak: Such measures tend to promote inflation. Genellikle böyle önlemler enflasyonu artırır.
tend f.
1. {to} {birine} bakmak, {birinin} bakımıyla meşgul olmak.
2. {to} {hayvana/bitkiye} bakmak.
3. {belirli bir yere} ait işlerle meşgul olmak: He tends bar in a hotel. Bir otelde barmenlik yapıyor.
tend f. gen. to veya toward ile meyilli olmak; vesile olmak; yönelmek .red tending to purple mora çalan kırmızı.
tend f. hazır bulunmak; den. halatın dolaşmasını önlemek için gözetlemek. tend on veya upon hizmet etmek .tend to k.dili. bakmak, dikkat etmek.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
tend to
1. yönelmek. eğilimi olmak. yatkın olmak. çalmak {yeşile vb.}. yüz tutmak. bakmak. hizmet etmek. gözetmek.