Sonuçlar

Türkçe » İngilizce Yukarı
sıkıntılı
  • [A] troubled, distressed, annoying, troublesome, uneasy, troublous, unrestful, gruelling, grueling, constrained, cornered, dismal, dreary, gray, grey, weighty
sıkıntılı
1. troubled; distressed, worried; out of sorts; depressed; bored.
2. troubling, distressing, difficult, worrisome; depressing; boring.

sıkıntılı Raziye person who gets fed up with things very quickly.
sıkıntılı * troubled; distressed, worried; out of sorts; depressed; bored. * troubling, distressing, difficult, worrisome; depressing; boring.
sıkıntılı distressful
sıkıntılı doleful

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
sıkıntılı bakış
  • [N] gloom
sıkıntılı dönem
  • [N] downswing, downturn
sıkıntılı olmak
  • [ID] hole: be in a hole
yardımcısı olarak en sıkıntılı işleri yapmak
  • [V] devil for smb.
çok sıkıntılı lugubrious
n.sıkıntılı:v.rahatsız et:prep.rahatsız ederek troubling
1(hava) sıkıntılı close
sıkıntılı bakış gloom n.
sıkıntılı dönem downswing, downturn n.
sıkıntılı olmak be in a hole
yardımcısı olarak en sıkıntılı işleri yapmak devil for smb. v.