İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| steer |
{stıər}
- [N] öküz, dana, iğdiş edilmiş boğa
- [V] sürmek, dümenle idare etmek, yönetmek, idare etmek, yönlendirmek, dümen kullanmak, yönetilmek
|
|
| steer |
f. dümen kullanmak, seyretmek; idare etmek, yönetmek, sevk ve idare etmek; doğrultmak, yön vermek; den. dümen dinlemek; sevk ve idare olunmak. steer clear of sakınmak, uzak durmak, yanaşmamak. steering committae yönetim kurulu. steering gear dümen donanımı, dümen dili mekanizması .steering wheel direksiyon; dümen dolabı . |
|
| steer |
i. iğdiş edilmiş boğa; kasaplık öküz. |
|
| steer |
f. 1. direksiyonda olmak, direksiyon kullanmak. 2. den. dümende olmak, dümen kullanmak. 3. into -e yöneltmek: What steered you into medicine? Sizi tıbba yönelten neydi? 4. through -i {bir yerden} geçirmek: He steered the ship through the strait. Gemiyi boğazdan geçirdi. 5. for den. {belirli bir yere} giden rotayı izlemek, {belirli bir yere} doğru gitmek. |
|
| steer |
i. iğdiş edilmiş boğa. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|