Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
sore Dinle! {sɔ:r}
  • [A] yaralı, iltihaplı, ağrılı, ağrıyan, acıyan, vahim, kırgın, kızgın, öfkeli, hassas, alıngan
  • [ADV] feci şekilde, fena halde, şiddetle
  • [N] yara
sore s.

i.

z. dokununca acıyan; çok hassas; kederli, müteessir, mustarip; k.dili. kızgın, sinirli; şiddetli, aşırı, âcil; sinirlendirici, çıldırtıcı;

i. yara; acıyan yer; acı veren şey;

z. eski şiddetle, fena sürette. sore spot, sore subject nazik konu. sore throat boğaz ağrısı. Youre a sight for sore eyes! Gözümüzü gönlümüzü açtınız. sorely

z. fena surette; çok, pek çok, şiddetle. soreness

i. acılık.
sore s.
1. ağrıyan; ağrılı; acıyan.
2. hassas {bir nokta/bir konu}.
3. k. dili kızgın; gücenik, küs, dargın, küskün.

i. yara.
sore sore sôr Sıfat * ağrıyan; ağrılı; acıyan. * hassas {bir nokta, bir konu}. Konuşma Dili * kızgın; gücenik, küs, dargın, küskün. İsim * yara.
sore dokununca acıyan; çok hassas; kederli, müteessir,

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
cold sore
  • [N] uçuk
an open sore
  • [N] açık yara, kanayan yara
a running sore
  • [N] iltihaplı yara, bitmek bilmeyen acı
be sore all over
  • [V] her tarafı ağrımak
sore loser
  • [N] kaybetmek: kaybedince kızan kimse, kaybetmeyi kaldıramayan kimse
sore spot
  • [N] bamteli
sore throat
  • [N] boğaz ağrısı, boğaz yangısı, ağrıyan boğaz
Can I have something for a sore throat?
  • [PHR] boğaz: Boğaz ağrısı için bir şeyiniz var mı?
have a sore throat
  • [V] boğaz: boğazı ağrımak
I've got a sore throat.
  • [PHR] boğaz: Boğazım ağrıyor.
be sore about k. dili -e kızgın/gücenik olmak.
bed sore dekübitus ülseri
cold sore uçuk.
cold sore uçuk.
cold sore herpes labialis
decubitus sore dekübitus ülseri
have a sore throat anjin olmak, boğazı yanmak.
have a sore throat boğazı ağrımak/yanmak, anjin olmak.
make sore
1. hassaslastir.
sore throat
1. {sor throt} boğaz ağrısı.