İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| sole |
{səʋl}
- [A] biricik, tek, yeğâne, özel, bekâr, yalnız
- [N] taban, kaide, dil balığı
- [V] pençe vurmak, taban koymak
|
|
| sole |
i.
f. taban, ayak veya ayakkabı tabanı;
f. ayakkabıya pençe vurmak. sole leather taban köselesi. |
|
| sole |
i. dilbalığı, zool. Solea vulgaris. |
|
| sole |
s. tek, yalnız, biricik, yegâne, başlı başına; huk. evlenmemiş, bekâr. solely
z. yalnız, ancak, sadece. |
|
| sole |
i. 1. {ayağa ait} taban. 2. {ayakkabıya ait} taban; pençe.
f. {ayakkabıya} pençe vurmak, {ayakkabıyı} pençelemek. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|