Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
sole Dinle! {səʋl}
  • [A] biricik, tek, yeğâne, özel, bekâr, yalnız
  • [N] taban, kaide, dil balığı
  • [V] pençe vurmak, taban koymak
sole i.

f. taban, ayak veya ayakkabı tabanı;

f. ayakkabıya pençe vurmak. sole leather taban köselesi.
sole i. dilbalığı, zool. Solea vulgaris.
sole s. tek, yalnız, biricik, yegâne, başlı başına; huk. evlenmemiş, bekâr. solely

z. yalnız, ancak, sadece.
sole i.
1. {ayağa ait} taban.
2. {ayakkabıya ait} taban; pençe.

f. {ayakkabıya} pençe vurmak, {ayakkabıyı} pençelemek.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
feme sole
  • [N] evlenmemiş kadın, dul kadın, boşanmış kadın
lemon sole
  • [N] kızıldil, bir tür dilbalığı
platform sole
  • [N] apartman topuk
sole proprietor
  • [N] tek mal sahibi, tek patronluk işletme
sole bill
  • [N] tek nüshalı bono
sole heir
  • [N] tek mirasçı
half sole yarım pençe.
half-sole f. {ayakkabıya} yarım pençe vurmak.
half sole * yarım pençe.
half-sole Fiil * {ayakkabıya} yarım pençe vurmak.
gray sole gri dilbalığı
half sole gizli pençe
feme sole evlenmemiş kadın, dul kadın, boşanmış kadın
lemon sole kızıldil, bir tür dilbalığı i.
platform sole apartman topuk i.
sole bill tek nüshalı bono i.
sole heir tek mirasçı i.
sole proprietor tek mal sahibi, tek patronluk işletme i.