İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| smile |
{smaıl}
- [N] gülümseme, tebessüm, gülüş
- [V] gülümsemek, tebessüm etmek, gülmek, parlamak, gülümseme ile karşılık vermek
|
|
| smile |
f.
i. gülümsemek, tebessüm etmek; {upon ile} uygun düşürmek, tasvip etmek, onamak; gülmek; gülümseyerek ifade etmek;
i. gülümseme, tebessüm; lütuf; neşe. smilingly
z. gülümseyerek. smilingness
i. tebessüm, gülümseyiş. |
|
| smile |
f. 1. gülümsemek, tebessüm etmek. 2. gülümseyerek {bir şeyi} göstermek: She smiled her pleasure. Gülümseyerek memnuniyetini gösterdi. 3. on {talih, doğa v.b.} -e gülmek: Fate has finally smiled on us. Nihayet talih bize güldü.
i. gülümseme, tebessüm. |
|
| Smile |
Gülümseme |
|
| smile |
smile
smayl
Fiil
* gülümsemek, tebessüm etmek.
* gülümseyerek {bir şeyi} göstermek.
* [on] {talih, doğa v.b.} -e gülmek.
İsim
* gülümseme, tebessüm. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|