Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
single-engined {,sıŋgəl'endʒənd}
  • [A] tek motorlu

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
bookkeeping by single entry
  • [N] basit usulde defter tutma
single combat
  • [N] düello, teke tek çarpışma, göğüs göğüse çarpışma
in single file
  • [ADV] tek sıra, tek sıra halinde
single-phase Dinle! {,sıŋgəl'feız}
  • [A] tek fazlı
in a single piece
  • [ADV] tek parça halinde, yekpare
single room
  • [PHR] oda: tek kişilik bir oda
single Dinle! {'sıŋgəl}
  • [A] tek, bir, tek bir, bekar, tek kişilik, yalnız, biricik, bir kerelik
  • [N] tek, bir, bekâr, evlenmemiş kimse, bilet: tek gidiş bileti, tek kişilik oda, kırk beşlik plâk
Are you single?
  • [PHR] bekar: Bekar mısınız?
I am single.
  • [PHR] bekar: Bekarım.
There are no single rooms left.
  • [PHR] tek: Tek kişilik odamız kalmadı.
single-acting {,sıŋgəl'æktıŋ}
  • [A] tek taraflı, tek yönlü
single-breasted Dinle! {,sıŋgəl'brestıd}
  • [A] tek sıra düğmeli
single-eyed {,sıŋgəl'aıd}
  • [A] tek amacı olan, ne istediğini bilen, azimli, kararlı, samimi, candan
single-handed Dinle! {,sıŋgəl'hændıd}
  • [ADV] tek başına, yalnız başına, yardımcısız olarak
  • [A] tek elle çalıştırılan, tek kişilik {işletme}, tek kişinin işlettiği, yardımcısız, yalnız, tek başına
single-hearted Dinle! {,sıŋgəl'hɑ:rtıd}
  • [A] tek amacı olan, ne istediğini bilen, azimli, kararlı, samimi, candan, dürüst
single house
  • [N] müstakil ev
single-minded Dinle! {,sıŋgəl'maındıd}
  • [A] tek amacı olan, tek gayesi olan, ne istediğini bilen, azimli, kararlı, samimi, candan, dürüst
single out
  • [V] seçmek, ayırmak, belirlemek, birer birer almak
single-purposed
  • [A] tek amacı olan
single-seater {,sıŋgəl'si:tər}
  • [A] tek kişilik
  • [N] tek kişilik uçak

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
Sayı (Single) Number {Single}
bkz. Single In-line Memory Module SIMM