Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
satisfy Dinle! {'sætısfaı}
  • [V] cevap vermek, memnun etmek, tatmin etmek, hoşnut etmek, ödemek, yerine getirmek, karşılamak, inandırmak, ikna etmek, gidermek, doyurmak
satisfy f. memnun etmek, razı etmek, hoşnut etmek; tatmin etmek, ikna etmek; doyurmak; kafi gelmek; sağlamak, yetmek, uymak, tamamlamak; parasını vermek, ödemek; tarziye vermek; tazmin etmek; şartlarını yerine getirmek. satisfying

s. tatmin edici, doyurucu. satisfyingly

z. tatmin ederek.
satisfy f.
1. hoşnut etmek, memnun etmek: Nothing satisfies him; he is always complaining. Hiçbir şeyden hoşnut değil; hep şikâyet ediyor. He is not satisfied with the quality of the goods which we sold to him. Kendisine sattığımız malların kalitesinden memnun değil.
2. tatmin etmek, doyurmak.
3. gidermek: That bread did not satisfy my hunger. O ekmek açlığımı gidermedi.
4. inandırmak, ikna etmek: He has satisfied me that he can do the job. İşi yapabileceğine ikna oldum. be satisfied with -den hoşnut olmak.
satisfy f. memnun etmek, razı etmek, hoşnut etmek; tatmin etmek, ikna etmek; doyurmak; kafi gelmek; sağlamak, yetmek, uymak, tamamlamak; parasını vermek, ödemek; tarziye vermek; tazmin etmek; şartlarını yerine getirmek. satisfying

s. tatmin edici, doyurucu. satisfyingly

z. tatmin ederek.
satisfy f.
1. hoşnut etmek, memnun etmek: Nothing satisfies him; he is always complaining. Hiçbir şeyden hoşnut değil; hep şikâyet ediyor. He is not satisfied with the quality of the goods which we sold to him. Kendisine sattığımız malların kalitesinden memnun değil.
2. tatmin etmek, doyurmak.
3. gidermek: That bread did not satisfy my hunger. O ekmek açlığımı gidermedi.
4. inandırmak, ikna etmek: He has satisfied me that he can do the job. İşi yapabileceğine ikna oldum. be satisfied with -den hoşnut olmak.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
satisfy a need
  • [V] ihtiyacı karşılamak
fail to satisfy memnun edeme
satisfy a need ihtiyacı karşılamak f.