Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
salad Dinle! {'sæləd}
  • [N] salata
salad i. salata. salad days gençlik çağı, acemilik. salad dressing mayonez; salata sosu.
salad i. salata.
salad i. salata. salad days gençlik çağı, acemilik. salad dressing mayonez; salata sosu.
salad i. salata.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
bean salad
  • [N] piyaz, fasulye salatası
salad dressing {,sæləd'dresıŋ}
  • [N] salata sosu
A green salad with French dressing.
  • [PHR] salata: Fransız soslu yeşil salata.
Caesar salad
  • [N] salata: Sezar salata
chef's salad
  • [N] salata: şefin salatası
fruit salad {,fru:t'sæləd}
  • [N] salata: meyve salatası, yer: üniformada nişanların takıldığı yer
Greek salad
  • [N] salata: Grek salata
green salad
  • [N] salata: yeşil salata
I would like just a salad.
  • [PHR] salata: Sadece salata rica ediyorum.
potato salad
  • [N] salata: patates salatası
Russ salad
  • [N] salata: Rus salatası
salad bar
  • [N] salata barı
salad bowl {'sælədbəʋl}
  • [N] salata tabağı, salata kâsesi
salad days
  • [N] gençlik ve tecrübesizlik günleri, acemilik zamanı
salad oil {'sælədɔıl}
  • [N] salata yağı
salad days gençlik/acemilik günleri.
salad days gençlik/acemilik günleri.
salad dressing salata sosu.
salad dressing salata sosu.
toss a salad salatanın malzemelerini hafifçe karıştırmak.