İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| prime |
{praım}
- [A] baş, ilk, birincil, en önemli, başlıca, asal
- [N] en güzel zaman, gençlik, hayatın baharı, olgunluk çağı, mükemmel şey, asal sayı, başlangıç, ilk dönem, ana nota, savunma duruşu
- [V] ağızotu koymak {tüfek}, tulumbaya su koymak, astar sürmek, içirip sarhoş etmek, söylemesi gerekeni öğretmek
|
|
| prime |
f. kullanıma hazırlamak; top veya tüfeğe ağızotu koymak; {boya} astar vurmak; talimat vermek, ne söyleyeceğini öğretmek {şahit}; içki içirip sarhoş etmek. prime the pump tulumbanın silindirine su döküp işlemeye hazırlamak; ticareti hızlandırmak için para sarfetmek {devletçe}. |
|
| prime |
i. hayatın olgunluk devri; bir şeyin en mükemmel olduğu devir; başlangıç; seçkin şey; mat. asal sayı; dakika için kullanılan {} işareti. the prime of life hayatın en dinç ve güzel devresi. |
|
| prime |
s. baş; birinci; ilk; asıl, asli; mat. asal {sayı}. prime cost asıl fiyat, maliyet. prime meridian baş meridyen. prime minister başbakan. prime mover ana kuvvet. prime number asal sayı. |
|
| prime |
f. 1. hazırlamak. 2. {topa/tüfeğe} ağızotu koymak. 3. astar vurmak/sürmek, astarlamak. 4. {birine} nasıl cevap vermesi gerektiğini önceden söylemek; {tanığa} ne söyleyeceğini öğretmek. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| |