İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| plug |
{plʌg}
- [N] priz, tıpa, tıkaç, fiş (elek.), buji, yangın musluğu, sifon kolu, dolgu, çiğneme tütünü, silindir şapka, satılmayan mal, vuruş, yaşlı at, yumruk, sahte para, reklâm {radyo}
- [V] tıkamak, tıpalamak, dolgu yapmak, reklâmını yapmak {radyo}, vurmak, yumruk atmak, ateş etmek, harıl harıl çalışmak, tıkaç
|
|
| plug |
i. tapa, tıkaç, tampon; {elek} fiş; k.dili yararsız şey; oto buji; yangın musluğu; tütün parçası; {argo} övme; {argo} vuruş, vurma; {argo} yumruk, dayak; jeol. volkan ağzını kapatan sert kaya; k.dili yıpranmış veya soysuz at; {argo} piston; durmadan tekrarlanan reklâm. plug box maden ocağında su boşaltmaya mahsus boru. plug hat{ eski}, {argo} silindir şapka. |
|
| plug |
f. {-ged, -ging} tıkamak, tıkaç ile kapamak; {argo} tabanca veya yumruk ile vurmak; k.dili dikkat ve sebatla çalışmak; durmadan reklamını yapmak. plug for {argo} için uğraşmak. plug in fişi prize sokmak; ilgilenmek. |
|
| plug |
i. 1. tapa, tıkaç, tampon. 2. elek. fiş. 3. oto. buji. 4. tütün parçası. 5. k. dili reklam.
f. {
plugged,
plugging} 1. tıkamak, tıkaçla kapamak. 2. k. dili durmadan reklamını yapmak. |
|
| plug |
fiş |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|