Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
legs
  • [N] bacak: bacaklar
legs
1. bacaklar.
2. vasiyetle bırakılan miras.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
bow legs
  • [N] eğri bacaklar, çarpık bacaklar
daddy long legs {'dædı'lɔ:ŋ,legz}
  • [N] tipula sineği, çayır örümceği
talk the hind legs off a donkey
  • [ID] boş konuşmak, kafa şişirmek, durmadan konuşmak
be on one's last legs
  • [ID] bir ayağı çukurda olmak, ölümü yakın olmak
cross one's legs
  • [V] bacak bacak üstüne atmak, bağdaş kurmak
find one's legs
  • [ID] ayağa kalkabilmek, toparlamak
hind legs
  • [N] ayak: arka ayaklar
on one's last legs
  • [ID] ölümü yakın, bir ayağı çukurda
on one's legs
  • [ADV] ayakta, ayağa kalkmış
stand on one's own legs
  • [ID] kendi ayakları üzerinde durmak, kimseye muhtaç olmamak
strech one's legs
  • [ID] yürüyüşe çıkmak, bacaklarını çalıştırmak
stretch one's legs
  • [V] bacaklarını açmak, bacakları uyuştuğu için gezinmek
tuck up one's legs
  • [V] ayaklarını toplamak, kıvrılmak
I would like my legs waxed.
  • [PHR] ağda: Bacaklarıma ağda yaptırmak istiyorum.
be on one´s last legs ömrü/miadı dolmak üzere olmak.
cross one´s legs ayak ayak üstüne atmak, bacak bacak üstüne atmak.
hind legs arka ayaklar.
sea legs fırtınalı havalarda güvertede dolaşabilme becerisi.
sea legs fırtınalı havalarda güvertede dolaşabilme becerisi.
with one´s tail between one´s legs k. dili süklüm püklüm.