Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
leg Dinle! {leg}
  • [N] bacak, but, ayak {masa vs.}, üçgenin taban olmayan kenarı, etap, raund, ayak {yarış}
  • [V] koşmak, hızlı yürümek
leg i.

s. bacak; bacak vazifesi gören şey; ayak, mobilya ayağı; pergel ayağı; den. geminin bir rota üzerinde seyrettiği yol; pantolon bacağı; briç veya spor karşılaşmalarında kazanılan ilk oyun. leg of mutton koyun budu. legofmutton sail üç köşeli bir yelken. give no leg to stand on tutunacak bir dal bırakmamak. keep ones legs ayakta durmak, düşmemek. on ones last legs ölüm halinde, ölmek üzere; çok bitkin halde. pull ones leg birini aldatmak, birine takılmak. shake a leg acele etmek. stretch ones legs yürüme egzersizi yapmak, gezmeye gitmek.
leg f. {-ged, -ging} gen. it ile, k.dili yürümek, koşmak.
leg kıs. legal, legato, legislature.
leg i.
1. bacak.
2. {mobilyada/pergelde} ayak.
3. {pantolonda} bacak.