ingilizce sözlük
İngilizce - Türkçe Sözlük
www.ingilizce-sozluk.net
Online İngilizce - Türkçe Sözlük, İngilizce Sözlük, İngilizce Çeviri
Menü
Türkçe
İngilizce
Anasayfa
Son Aranan Kelimeler
En Çok Aranan Kelimeler
Araçlar
İletişim
Sonuçlar
İngilizce » Türkçe
Yukarı
knee-high
{,ni:'haı}
[A]
diz boyu, dize kadar
knee-high
s.
dize kadar yükselen, diz boyunda.
knee-high
knee-high ni'hay Sıfat * dize kadar yükselen, diz boyunda.
İngilizce » Türkçe
İlişkili Sonuçlar
Yukarı
all-time high
[N]
en yüksek seviye
I banged my knee.
[PHR]
çarpmak: Dizimi çarptım.
High Court
[N]
yargıtay
of high degree
[ADV]
yüksek dereceli, yüksek rütbeli
in high dudgeon
[N]
hiddetli, tepesi atmış
hold in high esteem
[V]
saygı: büyük saygı göstermek, büyük sevgi beslemek
hold in high estimation
[V]
saygı: büyük saygı göstermek
high favor
[N]
lütuf: büyük lütuf
in high feather
[A]
keyfi yerinde
high fever
[N]
ateş: yüksek ateş
high flier
[ID]
gözü yükseklerde olan kimse
fly high