Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
hem-stitch {'hem,stıtʃ}
  • [N] ajur, kenar işlemesi
  • [V] ajur işlemek, kenarını işlemek

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
blind stitch
  • [N] gizli dikiş
chain-stitch {'tʃeınstıtʃ}
  • [N] zincir dikişi
cross-stitch Dinle! {'krɔ:s,stıtʃ}
  • [N] kanaviçe işi, etamin işi
lock stitch {'lɒk,stıtʃ}
  • [N] mekik dikişi
rib stitch
  • [N] yivli dikiş
stitch Dinle! {stıtʃ}
  • [N] dikiş, ilmik, ilmek, giyecek, sancı, bıçak gibi saplanan acı
  • [V] dikiş yapmak, dikişle süslemek, ciltlemek
with every stitch of canvas set
  • [ADV] yelkenler fora olarak
without a stitch of clothing
  • [A] çırılçıplak
without a stitch on
  • [A] çırılçıplak
stitch up
  • [V] dikiş atmak, dikmek, dikerek kapatmak
cross-stitch i. kanaviçe işi.
ladder stitch iğneardı teyel, çapraz teyel.
not to have a stitch on k. dili çırılçıplak olmak.
stitch i.

f. dikiş, iğnenin bir kere geçmesi; örgüde ilmik; dikiş çeşidi; k.dili. elbise, giyecek; k.dili. en küçük parça, zerre; sırt veya böğüre saplanan şiddetli ve ani sancı;

f. dikmek, dikiş dikmek. stitch up dikerek birbirine iliştirmek. A stitch in time saves nine Tam vaktinde görülen bir iş insanı birçok zahmetten kurtarır. be in stitches k.dili. kahkahalar atmak. not a dry stitch on sırsıklam halde, çok ıslanmış. not a stitch on çırılçıplak .
stitch i.
1. dikiş.
2. {örgüde} ilmik.
3. {böğürde} ani sancı.

f. {iplikle} dikmek: Stitch the ends together. Uçları birbirine dik. She stitched up the rent. Kesik yeri dikti.
ladder stitch * iğneardı teyel, çapraz teyel.
not to have a stitch on * çırılçıplak olmak.
stitch stitch stîç İsim * dikiş. * {örgüde} ilmik. * {böğürde} ani sancı. Fiil * {iplikle} dikmek.
cross-stitch kanaviçe işi.
stitch dikiş, iğnenin bir kere geçmesi; örgüde ilmik; dik