Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
hearing Dinle! {'hırıŋ}
  • [A] işitme
  • [N] duyma, işitme, dinleme, ses erimi, görüşme, söz hakkı, savunma, oturum, celse, duruşma, sorgu, soruşturma, açıklama
hearing i. işitme duyusu, işitim; işitme; {huk}. celse, duruşma, oturum; ses erimi. hearing aid kulaklık, işitme cihazı. hard of hearing ağır işiten.
hearing i.
1. işitme, işitim.
2. huk. celse, duruşma, oturum.
hearing hear.ing hîr'îng İsim * işitme, işitim. Hukuk * celse, duruşma, oturum.
hearing işitme duyusu, işitim; işitme; {huk.} celse, duruş

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
gain a hearing
  • [V] söz hakkı almak, savunma hakkı kazanmak
give smb. a hearing
  • [V] söz hakkı vermek, savunma hakkı vermek
hard of hearing {,hɑ:rdəv'hırıŋ}
  • [A] ağır işiten
in one's hearing
  • [A] kulağının dibinde, yanında
out of hearing
  • [A] duyulamıyacak uzaklıkta
preliminary hearing
  • [N] ön soruşturma
within hearing
  • [A] duyulabilecek yakınlıkta
hearing aid {'hırıŋ,eıd}
  • [N] işitme aygıtı, işitme cihazı
hearing spectacles
  • [N] kulaklıklı gözlük
sense of hearing
  • [N] işitme duyusu
be hard of hearing ağır işitmek/duymak.
hearing aid kulaklık, işitme cihazı.
out of hearing işitemeyecek uzaklıkta.
within hearing işitebilecek yakınlıkta.
be hard of hearing * ağır işitmek/duymak.
hearing aid * kulaklık, işitme cihazı.
out of hearing * işitemeyecek uzaklıkta.
within hearing * işitebilecek yakınlıkta.
hearing aid işitme yardımı
hearing impaired zor işiten