İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| hail |
{heıl}
- [N] dolu, sağanak, yağmur, selamlama, seslenme
- [V] dolu yağmak, yağmak, selamlamak, taksi çağırmak, çağırmak, limanından gelmek, yerlisi olmak, yağdırmak, topa tutmak
|
|
| hail |
{f.}, {i.} selâmlamak; çağırmak; seslenmek; {i.} selâmlama, seslenme. hail fellow well met samimi dost, yakın arkadaş; herkesle çabuk ahbap olan kimse, sıcakkanlı kimse, samimiyetten hoşlanan kimse. hail from den, ,,, Iimanından kalkmak. Where do you hail from? Nerelisin? Nereden geldin? within hail ses duyulacak mesafede, yakın. |
|
| hail |
{i.}, {f.} dolu; dolu gibi yağan şey; {f.} dolu halinde yağmak veya yağdırmak; hızlı ve şiddetli gelmek {söz, yumruk}. hailstone {i.} dolu tanesi. hailstorm {i.} dolu fırtınası. |
|
| hail |
i. dolu.
f. dolu halinde yağmak. |
|
| hail |
f. selamlamak; çağırmak; seslenmek. |
|
|
Türkçe » İngilizce  |
Yukarı  |
| hail |
barrier, curtain, screen. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| |