| fly |
{flaı}
- [N] sinek, olta sineği, açıkgöz, uçma, uyanık, uçuş, pantolonun ön yırtmacı, ayar dişlisi {saat}, kiralık araba, çadır perdesi
- [V] uçmak, uçuşmak, dalgalanmak, havalanmak, savrulmak, saçılmak, atılmak, kaçmak, firar etmek, uçurmak, uçakla gitmek, atlayarak aşmak, üzerinden atlamak
|
|
| fly |
i. uçuş; {terz}. fermuar veya düğme ile kapatılabilen kısım; beysbol vurulup havaya kaldırılan top; {mak}. sürat regülatorü: bayrak veya sancağın ucu: çadırda kapı yerine geçen perde: {çoğ}., tiyatro sahnenin yukarısındaki kısım ve dekor değistirme teçhizatı; {matb}. baskı makinasında kâğıt toplayıcısı. on the fly uçarken, havadayken; {A.B.D}., {k}.dili iki taşın arasında. |
|
| fly |
f. {flew, flown} uçmak, havadan geçip gitmek: pek çabuk geçmek, pek çabuk gitmek; kaçmak, firar etmek; fırlamak, atılmak: uçakla gitmek: uçurmak; -den kaçmak, -den sakınmak: şahinle avlamak. fly about öteye beriye uçmak; süratle iş görmek. fly apart birdenbire kopup ayrılmak, parçalanmak. fly at fırlamak, atılmak, üstüne saldırmak. fly away uçup gitmek; kaçmak. fly blind {hav}. yalnız aletleri kullanarak uçmak. fly high çok hırslı olmak, coşmak. fly in the face of sözünü dinlememek, açıkça itaatsizlik etmek, karşı gelmek. fly into a passion kızmak, öfkelenmek, hiddete kapılmak. fly off uçup gitmek. fly off the handle birdenbire öfkelenmek, parlamak. fly out beysbol atılan top tutulunca oyundan çıkmak. fly the coop {A.B.D}., argo dışarı sızmak, kaçmak. |
|
| fly |
i. sinek; sinek veya böcek şeklinde olta iğnesi; sinek şeklinde sus. fly blister {tıb}. kurutulmuş ispanyol sineginden yapılmış bir çeşit yakı. flypaper
i. sinek kağıdı. fly swatter sineklik, sinek raketi. a fly in the ointment keyfe keder veren şey. forest fly atsineği, {zool}. Hippobosca equina. |
|
| fly |
s. argo uyanık, haberdar. |
|
|