Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
core Dinle! {kɔ:r}
  • [N] iç, öz, çekirdek, göbek, meyve göbeği, dolgu
  • [V] göbeğini almak, içini çıkarmak
core i. elma gibi meyvaların çekirdek yeri, göbek, iç, nüve, öz, esas; zıvana; {mak}. maça parçası; {mad}. derinden alınan yuvarlak sutun şeklinde taş numunesi; {jeol}. öz. core curriculum okutulan muhtelif derslerin ana bir tema etrafında birleştiği müfredat programı. rotten to the core tamamıyle çürük.
core i.
1. {etli meyvelerde} göbek, iç.
2. nüve, öz, esas; merkez.
core 1} çekirdek, 2} damar {kablo}
core göbek

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
core memory
  • [N] bellek, çekirdek
core time
  • [N] en yoğun iş saatleri
hard core
  • [N] çakıl, mıcır, çekirdek, çekirdek kadro
hard-core Dinle! {,hɑ:rd'kɔ:r}
  • [A] kararlı, sabit fikirli, etkin, ceviz: çetin ceviz, açık saçık, müstehcen
air core transformer hava göbekli transformatör
armature core endüvi nüvesi
atomic core atom çekirdeği
balanced core