İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| break-in |
{'breık,ın}
|
|
| break-in |
1. (v) -ye girmek {hırsızlar için}. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| break into applause |
- [ID] alkış tufanına tutmak, alkışlamak: çılgınca alkışlamak
|
|
| break an appointment |
- [V] randevu: randevuya gitmemek, randevu: randevuyu iptal etmek
|
|
| break the bank |
- [V] bütün parayı kazanmak
|
|
| break |
{breık}
- [N] kırma, kırılma, kırık, çatlak, ara, mola, teneffüs, ani fiyat düşüşü, fırsat, solo bölüm {caz}, gaf, pot, kaçma, firar, fren
- [V] kırmak, koparmak, bozdurmak, çiğnemek, kaçmak, ara vermek, kesmek, bozmak, ihlal etmek, uymamak, batırmak, çözmek, söylemek, yenmek, kırılmak, parçalanmak, kopmak, patlamak, dalmak, ağarmak, batmak, iflas etmek, fırlamak, yakın dövüşü bırakmak
|
|
| Could you break this 100 dollar bill? |
- [PHR] bozukluk: Bu 100 doları bozukluk olarak verebilir misiniz?
|
|
| give a break |
- [V] fırsat vermek, şans tanımak
|
|
| have a break |
- [V] mola vermek, ara vermek
|
|
| break away |
- [V] kaçmak, kirişi kırmak, ayrılmak, kurtulmak
|
|
| break down |
- [V] bozmak, kırmak, yıkmak, bölmek, bozulmak, yıkılmak, duygularını kontrol edememek, baskıya dayanamamak
|
|
| break even |
- [V] ne kâr ne zarar etmek
|
|
| break forth |
- [V] ter basmak, kahkahayı basmak, yaygarayı basmak
|
|
| break fresh ground |
|
|
| break ground |
- [V] bir işe başlamak, toprağı kazmak
|
|
| break in |
- [V] zorla girmek, terbiye etmek, alıştırmak, sözünü kesmek, lafa karışmak
|
|
| There has been a break-in. |
- [PHR] hırsızlık: Bir hırsızlık oldu.
|
|
| break into |
- [V] dalmak, zorla girmek, tecâvüz etmek, basmak, hırsızlık yapmak, lafa karışmak
|
|
| break loose |
- [V] kurtulmak, ip: ipini koparıp kaçmak
|
|
| break off |
- [V] kopmak, kırılmak, koparmak, bitmek, bozmak {nişan vb.}
|
|
| break on |
- [V] bozmak {hayal, düşünce}, dağıtmak {hayal, düşünce}
|
|
| break one's heart |
|
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
|
|