Sonuçlar

Türkçe » İngilizce Yukarı
alıcı
  • [A] recipient
  • [N] buyer, consumer, customer, purchaser, client, taker, addressee, receiver, receiving set, acceptor, accepter, consignee, distributee, pickup, recipient, set, sounder, vendee, wireless receiving set, wireless set
alıcı
1. customer.
2. receiver, recipient.
3. {radio, telephone} receiver.
4. movie camera.

alıcı bulmak {for something} to sell, have a market, be in demand.

alıcı gözüyle bakmak to look carefully and with interest.

alıcı kılığına girmek to pretend to be a customer, act as if one wants to buy something.

alıcı kuş bird of prey.

alıcı melek the Angel of Death.

alıcı verici
1. one who takes back a present he has given.
2. two-way radio.

alıcı yönetmeni/yönetmen cameraman.
alıcı * customer. * receiver, recipient. * {radio/telephone} receiver. * movie camera.
alıcı angler
alıcı receiver

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
alıcı adresi
  • [N] direction
alıcı çıkmamak
  • [V] beg: go beging
alıcı istasyon
  • [N] receiving station
alıcı yönetmeni
  • [N] cinematographer
borsada satıcının kendi malına alıcı olması
  • [N] washroom sale
can alıcı
  • [A] fateful
can alıcı bölüm
  • [N] centre-piece (Brit.)
can alıcı nokta
  • [N] sensitive: the most sensitive spot, tender spot, epicenter, epicentre (Brit.), epicentrum, quick
can alıcı noktadan
  • [ADV] quick: to the quick
can alıcı noktaya dokunmak
  • [ID] chord: strike the right chord
en can alıcı bölüm
  • [N] center-piece
gönül alıcı
  • [A] conciliatory, suasive
göz alıcı
  • [A] attractive, eye-catching, striking, glamorous, glittering, grandiose, jazzy, resplendent, screaming, spectacular, splendiferous, staring, flamboyant, radiant, refulgent
göz alıcı hale getirmek
  • [V] glamorize
göz alıcı kıyafet
  • [N] regalia
göz alıcı şey
  • [N] eye-catcher
her voltaja ayarlanan (alıcı)
  • [A] all-mains
her yayını çeken alıcı
  • [N] set: all-wave receiving set
masa üstü alıcı
  • [N] table set
muhtemel alıcı
  • [N] prospective buyer