Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
rate Dinle! {reıt}
  • [N] oran, kur, rayiç, değer, ücret, bedel, posta ücreti, derece, sınıf, emlâk vergisi {İng.}, belediye vergisi {İng.}
  • [V] değer biçmek, sınıflandırmak, fiyat belirlemek, saymak, addetmek, olarak görmek, layık olmak, hak etmek, sayılmak, azarlamak, fırça atmak
rate {f.} azarlamak, haşlamak.
rate {i.}, {f.} oran, nispet; kıymet, bedel, fiyat, paha; sınıf, çeşit, nevi; {mülk.} vergisi oranı; {İng.} mülk vergisi; {f.} kıymet biçmek, fiyat takdir etmek; hesap etmek; saymak; sınıflandırmak; değerlendirmek; nakliye fiyatını tespit etmek; {k.dili} hak etmek; değerli olmak, itibarda olmak. rate of exchange kambiyo sürümdeğeri. rate of interest faiz oranı. at any rate her nasılsa, her halde. at the rate of hesabıyle, nispetinde.
rate i.
1. oran, nispet; sıklık: death rate ölüm oranı, ölüm sıklığı. rate of interest faiz oranı.
2. değer, fiyat, ücret: hourly rate saat başına ücret.
3. hız, sürat: at a slow rate yavaş bir hızla.
4. sınıf, çeşit.
5. İng. emlak vergisi oranı.
6. İng. emlak vergisi.

f.
1. değer biçmek.
2. saymak, farzetmek, olarak görmek: I rate him a friend. Onu arkadaş sayıyorum.
3. among -den biri sayılmak: He rates among the best composers of our time. Günümüzün en iyi bestecilerinden biri sayılıyor.
4. değerlendirmek: How do you rate him as an athlete? Onu sporcu olarak nasıl değerlendiriyorsun?
5. sınıflandırmak: The company rates its employees according to their productivity. Şirket işçilerini randımanlarına göre sınıflandırıyor.
6. k. dili hak etmek: She rates a promotion. Terfii hak ediyor.
rate {f.} azarlamak, haşlamak.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
rate of assessment
  • [N] vergi oranı
bank rate
  • [N] faiz oranı (fin.), iskonto oranı
basal metabolic rate
  • [N] bazal metabolik oran
church rate {'tʃɜ:rtʃreıt}
  • [N] kilise vergisi
cut-rate Dinle!
  • [A] indirimli, tenzilatlı
death rate {'deɵreıt}
  • [N] ölüm oranı
error rate
  • [N] hata oranı, yanılgı payı
exchange rate
  • [N] döviz kuru, kur farkı
first-rate Dinle! {,fɜ:rst'reıt}
  • [A] üstün kâliteli, birinci sınıf
forward rate
  • [N] vadeli kur
freight rate
  • [N] nakliye ücreti
growth rate
  • [N] büyüme hızı, kalkınma hızı
heart rate
  • [N] kâlp atış hızı
interest rate
  • [N] faiz oranı (fin.)
per diem rate
  • [N] günlük kur
piece rate {'pi:sreıt}
  • [N] parça başı ücret yöntemi
pulse rate
  • [N] nabız sayısı
at a fearful rate
  • [ADV] korkunç oranda, korkutucu boyutta
at any rate
  • [ADV] hiç olmazsa, ne olursa olsun, yine de
at that rate
  • [ADV] bu durumda, bu şartlar altında, o halde