Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
what a shame!
  • [INTRJ] ayıp!, ayıp: ne ayıp!, yazık: ne yazık!
What a shame! Ne yazık!
What a shame! * Ne yazık!

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
blush with shame
  • [V] utanmak
crying shame
  • [N] büyük ayıp
false shame
  • [N] yalandan utanç
shame Dinle! {ʃeım}
  • [N] utanç, utanma, utanılacak şey, ayıp, yüz karası, leke, yazık
  • [V] utandırmak, mahçup etmek, ayıp etmek, yazık etmek, namusunu kirletmek, tecâvüz etmek
feel shame at
  • [V] utanç duymak, utanmak
put smb. to shame
  • [V] mahçup etmek, rezil etmek, utandırmak
put to shame
  • [V] bozmak, bozum etmek
shame on you!
  • [INTRJ] ayıp!, utanmak: utan!, yazıklar olsun!
bring shame on -i rezil etmek.
feel shame {for} -den utanç duymak.
For shame! Ne ayıp!
It´s a crying shame! Yazıklar olsun!
put s.o. to shame k. dili
1. birini gölgede bırakmak.
2. birini utandırmak/mahcup etmek; birini rezil etmek.
put s.o. to shame
1. birini utandırmak/mahcup etmek; birini rezil etmek.
2. birini gölgede bırakmak.
put s.t. to shame k. dili bir şeyi gölgede bırakmak.
put s.t. to shame bir şeyi gölgede bırakmak.
shame {i.}, {f.} utanç, ar, hayâ, hicap; ayıp, utanacak şey, rezalet, münasebetsiz şey, yakışık almayan şey; {f.} utandırmak, mahcup etmek; gölgede bırakmak. Shame on you! Ayıp! Utan ! Yazıklar olsun! For shame! Ayıp! It is a shame to laugh at her. Onunla alay etmek ayıptır. put to shame utandırmak, rezil etmek.
shame i. utanç, hicap: Are they devoid of shame? Utançtan yoksun mu onlar? Shame on you! Utan!

f.
1. rezil etmek.
2. gölgede bırakmak.
3. {birini} utandırarak {bir şey yapmaya} mecbur etmek: She´ll shame him into going there. Onu utandırarak onu oraya gitmeye mecbur eder.
shame on you
1. utanmalısın.
bring shame on * -i rezil etmek.