Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
I´ll come in a minute or two. Bir iki dakikaya kadar geleceğim.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
minute Dinle! {maı'nu:t}
  • [A] ufacık, minik, önemsiz, ayrıntılı, dakik
minute Dinle! {'mınıt}
  • [N] dakika, an
  • [V] tutanak tutmak, zabıt tutmak, saat tutmak
How much per minute?
  • [PHR] dakika: Dakika ücreti ne kadar?
per minute
  • [ADV] dakika başına
to the very minute
  • [ADV] dakika: dakikası dakikasına
minute book {'mınıtbʋk}
  • [N] zabıt defteri, tutanak
minute hand {'mınıt,hænd}
  • [N] yelkovan
revs per minute
  • [N] devir sayısı, devir: dakikadaki devir sayısı
revolutions per minute
  • [N] devir sayısı, devir: dakikadaki devir sayısı
up-to-the-minute
  • [A] son haberleri bilen, son gelişmelerden haberdar, son modayı izleyen
It will be about a ten-minute wait.
  • [PHR] bekleme: On dakika beklemeniz gerekebilir.
It's about a five-minute walk.
  • [PHR] yürümek: Yürüyerek beş dakika tutar.
Cheap Time Begin Minute İndirimli Tarife Başlangıç Dakikası
Cheap Time End Minute İndirimli Tarife Son Dakikası
minute s. çok ufak; önemsiz; dakik, çok ince. minutely

z. dikkatle, ihtimamla, inceden inceye. minuteness

i. çok küçük olma.
minute i. dakika; geom. bir derecenin altmışta biri, dakika; an, lahza; çoğ. zabıt, zabıtname, rapor, tutanak. minute book zabıt defteri, tutanak. official minute book kararname defteri. minute hand saat yel kovanı, dakikayı gösteren kol. minute mark dakika işareti; derecenin altmışta birini gösteren işaret {}. minute steak çabuk pişen ince biftek. minute wheel saat yelkovanını hareket ettiren çark.
minute f. not veya zabıt tutmak; saat tutmak.
minute i.
1. dakika.
2. an.
3. tutanak, zabıt.
minute s.
1. çok ufak.
2. önemsiz.
3. titiz, çok ince.
4. sıkı.
MINUTE DAKİKA