Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
sad Dinle! {sæd}
  • [A] mahzun, üzgün, hüzünlü, üzüntülü, üzücü, acı, acılı, acıklı, hazin, adam olmaz, iflah olmaz, kasvetli, iç karartıcı, koyu, hamur olmuş
sad s. kederli, üzgün, mahzun, gamlı; hazin, acınacak, esef edilecek; keder verici, kasvetli; bedbaht; hayırsız, yetersiz; çok kötü. sad sack A.B.D., {argo} miskin. sadly

z. kederle, hüzünle. sadness

i. keder, hüzün, üzüntü.
sad s.
1. kederli, üzgün: sad person kederli kimse.
2. üzücü, acıklı: sad news üzücü haber.
3. çok kötü: a sad state of affairs çok kötü bir durum.
4. donuk {renk}.
sad s. kederli, üzgün, mahzun, gamlı; hazin, acınacak, esef edilecek; keder verici, kasvetli; bedbaht; hayırsız, yetersiz; çok kötü. sad sack A.B.D., {argo} miskin. sadly

z. kederle, hüzünle. sadness

i. keder, hüzün, üzüntü.
sad s.
1. kederli, üzgün: sad person kederli kimse.
2. üzücü, acıklı: sad news üzücü haber.
3. çok kötü: a sad state of affairs çok kötü bir durum.
4. donuk {renk}.

Türkçe » İngilizce Yukarı
şad happy; joyful.

şad olmak to be happy; to rejoice.
şad * happy; joyful.