Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
very fast
  • [A] hızlı: çok hızlı
very fast
1. çok hizli.
very fast çok hızlı
Very Fast Çok Hızlı
very fast çok hızlı

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
fast Dinle! {fæst}
  • [A] çabuk, hızla, hızlı, rengi atmaz, solmaz, su gibi, süratli, seri, ileri {saat}, eli çabuk, tez canlı, uçarı, dayanıklı, sağlam, değişmez, sabit, sıkı, ayrılmaz
  • [ADV] hızla, çabucak, süratle, sık sık, defalarca, hızlı, hoppaca, sıkıca, sımsıkı, derin olarak
  • [N] oruç, oruç süresi
  • [V] oruç tutmak
be fast asleep
  • [V] derin uykuda olmak
break one's fast
  • [V] oruç açmak, oruç bozmak, kahvaltı etmek
going fast
  • [N] hızlı gitme
make fast
  • [V] sıkmak, sağlamlaştırmak, kilitlemek, sıkı bağlamak
not fast
  • [A] ağır, hızlı değil, dayanıksız, yavaş, sabit değil
pull a fast one
  • [ID] oyun etmek {kötü}, oyuna getirmek
stuck fast
  • [A] kötü takılmış, sıkışmış
fast by
  • [ADV] yakında, yanıbaşında
fast color
  • [N] solmaz renk, dayanıklı renk
fast-day {'fæst,deı}
  • [N] oruç günü, perhiz günü
fast food {,fæst'fu:d}
  • [N] hamburger türü yiyecek, ayaküstü yenilen yiyecek
fast friend
  • [N] sıkı dost, gerçek dost
fast-talk Dinle!
  • [V] ikna etmek, kandırmak, razı etmek
fast to light
  • [A] ışığa dayanıklı
hard-and-fast Dinle! {,hɑ:rdən'fæst}
  • [A] katı, sert, değişmez
be a fast liver
  • [ID] hızlı yaşamak
play fast and loose
  • [ID] iki yüzlü davranmak
stand fast!
  • [INTRJ] hazırol!, kıta dur!
stern fast
  • [N] kıç palamarı, kıç halatı