Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
little Dinle! {'lıtəl}
  • [A] küçük, ufak, az, dar görüşlü, bayağı, adi
  • [ADV] azıcık, hemen hemen hiç
  • [N] az miktar, ufak şey, az zaman
little s. {-r, -st; less veya lesser, least}

z.

i. küçük, ufak; kısa, az, cüzi; cici; ehemmiyetsiz, değersiz, naçiz; dar fikirli, geri;

z. az miktarda; hemen hiç gibi;

i. az miktar; ufak şey; az zaman. Little Bear, Little Dipper Küçükayı takımyıldızı. little by little azar azar, yavaş yavaş, tedricen. little or nothing hiç denecek kadar az, hemen hemen hiç. little theater amatör tiyatro; deneysel tiyatro. a little slam briç on üç elden ibaret bir oyunun on iki elini kazanma. in little minyatür halinde; kısa olarak. make little of ehemmiyet vermemek; pek az anlayabilmek. think little of kıymet vermemek, ehemmiyetsiz saymak; tereddüt etmemek. Little did I think Aklımdan geçirmedim. Give me a little time.Bana biraz vakit verin. He did what little he could. Elinden geleni yaptı. He little knows... Bilmiyor ki... Wait a little. Biraz bekle. littleness

i. küçüklük.
little lit.tle lît'ıl Sıfat (S) littler, littlest * küçük, ufak. * kısa, az, biraz. * cici. * önemsiz, değersiz. Zarf (S) less/lesser, least * az miktarda. * hemen hiç. İsim * az miktar. * ufak şey. * az zaman.
little {-r, -st; less veya lesser, least} küçük, ufak;
little adv.az:adj.küçük