Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
hang out
  • [V] asmak, sarkmak, sürtmek, takılmak, oyalanmak, vakit öldürmek, oturmak, ikamet etmek
hang out
1. sarkma. duruş. anlam. manâ. kullanış biçimi. asmak. takmak. sarkıtmak. kaplamak {duvar kâğıdı}. ipe çekmek. sarkmak. asılı durmak. asılmak. bağlanmak. dayanmak. bağlı olmak. eğilmek. batmak.
hang out asmak, sarkmak, sürtmek, takılmak, oyalanmak, vakit öldürmek, oturmak, ikamet etmek f.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
hang in the balance
  • [ID] askıda olmak, belirsiz olmak, karara bağlanmamak, karara bağlanmamış olmak
hang Dinle! {hæŋ}
  • [N] sarkma, duruş, anlam, manâ, kullanış biçimi
  • [V] asmak, takmak, sarkıtmak, kaplamak {duvar kâğıdı}, ip: ipe çekmek, sarkmak, asılı durmak, asılmak, bağlanmak, dayanmak, bağlı olmak, eğilmek, batmak
Don't hang up yet, please.
  • [PHR] kapatmak: Hemen kapatmayın lütfen.
I don't care a hang!
  • [INTRJ] umur: umurumda değil!, vız gelir tırıs gider!
hang about
  • [V] aylak aylak dolaşmak, gezinmek, sallanmak, üşenmek, beklemek
hang around
  • [V] aylak aylak dolaşmak, gezinmek, sallanmak, üşenmek, beklemek
hang back
  • [V] geri kalmak, sakınmak, çekinmek, duraksamak, geç çıkmak
hang behind
  • [V] geç çıkmak, geri kalmak
hang down
  • [V] sarkmak, sallanmak, asılmak, sarkıtmak
hang glider {'hæŋ,glaıdər}
  • [N] planöre bağlı uçan kimse, pilotun bağlanarak uçtuğu planör
hang on
  • [V] asmak, bekletmek {telefon}, beklemek {telefon}, takmak, asılmak, asılı durmak, tutunmak, dayanmak, ümidini yitirmemek, bağlı olmak, sallanmak, germek, ısrar etmek
hang on!
  • [INTRJ] dayan!, beklemek: bekle!
hang on board (disabled ship)
  • [V] askıya almak
hang on for a second!
  • [INTRJ] bir saniye bekleyin!
hang over
  • [V] üzerine çökmek, üstüne gelmek, eğilmek, sürmek, devam etmek, içkinin etkisiyle rahatsız olmak
hang together
  • [V] birlikte olmak, ayrılmamak, birlikte takılmak, birbirini tutmak
hang up
  • [V] asmak, ertelemek, kapamak {telefon}, telefonu kapatmak
hang up on smb.
  • [V] telefonu suratına kapamak
hang heavy
  • [V] ağır geçmek
hang on smb.'s lips
  • [ID] can kulağıyla dinlemek

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
hang together
1. be connected; "In my heart I can make the world hang together".
2. be connected; "In my heart I can make the world hang together".