Sonuçlar

Türkçe » İngilizce Yukarı
deep down
1. in reality; "she is very kind at heart".

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
deep Dinle! {di:p}
  • [A] derin, genişliğinde, dalgın, keskin, aşırı, içten, tok {ses}, yürekten, esrarlı, karışık, anlaşılmaz, koyu, pes, bilinçaltı, şiddetli, ağır
  • [N] derinlik, koyuluk, karanlık
the deep
  • [N] enginler, deniz, okyanus
deep-draw
  • [V] derin çekmek
deep-drawn {'di:p,drɔ:n}
  • [A] derin çekme
deep-drawn sigh
  • [N] derin iç çekiş
deep-felt {,di:p'felt}
  • [A] yürekten, candan
deep-fish
  • [N] açık deniz balığı
deep-fishing
  • [N] açık deniz balıkçılığı
deep freeze {,di:p'fri:z}
  • [N] derin dondurucu
deep-freeze Dinle! {,di:p'fri:z}
  • [A] derin dondurucu, derin donduruculu
  • [V] şoklamak, dondurmak, dondurup saklamak
deep-freezer {,di:p'fri:zər}
  • [N] dondurucu
deep-fried {,di:p'fraıd}
  • [A] kızartılmış: bol yağda kızartılmış
deep-frozen {,di:p'frəʋzən}
  • [A] dondurulmuş, dondurulup saklanmış
deep-fry Dinle! {,di:p'fraı}
  • [V] bol yağda kızartmak
deep fryer
  • [N] tava: derin kızartma tavası, fritöz
deep-laid {'di:p,leıd}
  • [A] enine boyuna düşünülmüş, gizli ve kapsamlı, gizli ve ustaca hazırlanmış
deep-read {,di:p'red}
  • [A] okumuş: çok okumuş, bilgili: çok bilgili, derin okuyan
deep-rooted Dinle! {,di:p'ru:tıd}
  • [A] köklü, kökleşmiş
deep-sea Dinle! {,di:p'si:}
  • [A] açık deniz, kıyıdan uzakta
deep-seated Dinle! {,di:p'si:tıd}
  • [A] köklü, kökleşmiş