Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
allow time
  • [V] zaman ayırmak
allow time zaman ayırmak f.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
time after time
  • [ADV] tekrar tekrar, defalarca
What time does the last bus for the airport leave?
  • [PHR] havalimanı: Havalimanı için son otobüs saat kaçta kalkıyor?
all-time Dinle! {,ɔ:l'taım}
  • [A] en, diğerlerinden üstün, tam günlük
all-time high
  • [N] en yüksek seviye
all-time low
  • [N] en düşük seviye
What time will we arrive?
  • [PHR] varmak: Saat kaçta varacağız?
ask the time
  • [V] saat: saati sormak
What time do we get back?
  • [PHR] dönmek: Saat kaçta dönüyoruz?
What time is he expected back?
  • [PHR] dönmek: Ne zaman döner?
bang on time
  • [ADV] tam zamanında, dakika: dakikası dakikasına
beat time
  • [V] tempoyu vurmak
bide one's time
  • [V] fırsat kollamak, uygun zamanı beklemek
big-time Dinle! {'bıg,taım}
  • [A] önemli, yüksek rütbeli
What time do we board?
  • [PHR] binmek: Ne zaman biniyoruz?
What time do you open for breakfast?
  • [PHR] kahvaltı: Kahvaltı saatiniz kaçta başlıyor?
What time does the next bus for the airport leave?
  • [PHR] otobüs: Havalimanı için bir sonraki otobüs saat kaçta kalkıyor?
What time is your bus?
  • [PHR] otobüs: Otobüsünüz saat kaçta?
What time do I have to check in?
  • [PHR] çek: Ne zaman çek in yaptırmalıyım?
checkin time
  • [N] kayıt saati, giriş saati
Checkout time is ...
  • [PHR] boşaltma: Odayı boşaltma saatiniz ...

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
part time
  • [A] part-time
part time çalışan kimse
  • [N] part timer
prime time
  • [N] prime time
in real time
1. immediately: without delay or hesitation; with no time intervening; "he answered immediately"; "found an answer straightaway"; "an official accused of dishonesty should be suspended forthwith"; "Come here now!".
on-time
1. An obscure term, meaning unknown .
2. Officially defined as a service that arrives betwen 59 seconds prior and 5 minutes, 59 minutes after the timetabled time .
part time çalışan kimse part timer n.