| unsettle |
{ʌn'setəl}
- [V] yerinden çıkarmak, huzurunu kaçırmak, sarsmak, heyecanlandırmak, düzenini bozmak, karıştırmak
|
|
| unsettle |
f. yerinden çıkarmak; tedirgin etmek; düzenini bozmak; yerinden çıkmak; tedirgin olmak. |
|
| unsettle |
f. 1. {inanç, ekonomi v.b.´ni} sarsmak: It had unsettled him. Onu ruhen sarsmıştı. 2. tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak: The news of the uprising unsettled us. Ayaklanma hakkındaki haber huzurumuzu kaçırdı. 3. yerinden çıkarmak: The earthquake unsettled the statue in the park. Deprem parktaki heykeli yerinden çıkardı. 4. bozmak: The war has unsettled our travel plans. Savaş seyahat planlarımızı bozdu. |
|
| unsettle |
un.set.tle
^nset'ıl
Fiil
* huzurunu kaçırmak, tedirgin etmek:
The news of the uprising unsettled us.
Ayaklanma hakkındaki haber huzurumuzu kaçırdı.
* yerinden çıkarmak:
The earthquake unsettled the statue in the park.
Deprem parktaki heykeli yerinden çıkardı.
* bozmak:
The war has unsettled our travel plans.
Savaş seyahat planlarımızı bozdu. |
|
| unsettle |
yerinden çıkarmak; tedirgin etmek; düzenini bozmak |
|