İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| spite |
{spaıt}
- [N] nispet, inat, garez, kin
- [V] üzmek, zarar vermek, hıncını almak, kin gütmek
|
|
| spite |
i.
f. garez, kin; üzüntü;
f. kindarlık etmek, inadına yapmak kahretmek. to spite his face nispet vermek için. in spite of rağmen; inadına, hiçe sayarak, kale almayarak. out of spite inadına, kötülüğünden. spite fence hiç bir işe yaramayan, inat için yapılmış duvar. |
|
| spite |
i. garaz, garez, kin; nispet.
f. nispet yapmak/vermek. |
|
| spite |
spite
spayt
İsim
* garaz, kin; nispet.
Fiil
* nispet yapmak/vermek. |
|
| spite |
garez, kin; üzüntü; kindarlık etmek, inadına yapm |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| just for spite |
|
|
| from pure spite |
- [ADV] inadından, inadına, nispet için, kötülüğünden
|
|
| have a spite against |
- [V] kin gütmek, garezi olmak
|
|
| in spite of |
- [CONJ] rağmen
- [PREP] karşın
|
|
| in spite of oneself |
- [ADV] elinde olmadan, gayri ihtiyari, iradesi dışında, istemsiz olarak
|
|
| out of spite |
- [ADV] nispet için, inadından, inadına, kötülüğünden
|
|
| spite of |
- [CONJ] rağmen
- [PREP] karşın
|
|
| spite vote |
|
|
| cut off one´s nose to spite one´s face |
k. dili gâvura kızıp oruç bozmak. |
|
| cut off one´s nose to spite one´s face |
k. dili gâvura kızıp oruç bozmak. |
|
| in spite |
1. içeride. moda. evde. yerinde. iç. gelmiş olan. tutulan. iktidarda olan. içinde. -de. -da. içinde. içine. halinde. olarak. içeriye. içeri. |
|
| in spite of |
-e rağmen, -e karşın: He´s carrying on in spite of the difficulties. Zorluklara rağmen devam ediyor. |
|
| just to spite |
-e inat: He´s doing this just to spite them. Onlara inat bunu yapıyor. |
|
| out of spite |
inadına: She did it out of spite. Onu inadına yaptı. |
|
| cut off one's nose to spite one's f |
* gâvura kızıp oruç bozmak. |
|
| in spite of |
* -e rağmen, -e karşın:
He's carrying on in spite of the difficulties.
Zorluklara rağmen devam ediyor. |
|
| just to spite |
* -e inat:
He's doing this just to spite them.
Onlara inat bunu yapıyor. |
|
| out of spite |
* inadına:
She did it out of spite.
Onu inadına yaptı. |
|
| in spite of |
e rağmen |
|
| in spite of the fact tha |
gerçeğine rağmen |
|
|
|