| spike |
{spaık}
- [N] başak, başağa benzer çiçek başı, sivri uç, sivri uçlu demir, iri çivi, topuk: ince topuk, yavru geyik boynuzu, uskumru yavrusu
- [V] delmek, sivri demir ile delmek, tahta sokmak, tıkamak, uzun çivilerle tutturmak, krampon ile yaralamak, falya deliğini tıkamak {silah}, alkol katmak, heyecanlandırmak
|
|
| spike |
i.
f. ekser, enser, büyük çivi; uzun ve ucu sivri şey; kabara; ince ve yüksek topuk; yavru geyiğin boynuzu; uskumru yavrusu;
f. enserle tutturmak; k.dili. {içeceğe} içki katmak; ask. topu körletmek için falya deliğine çivi vurmak; çivi ile delmek veya incitmek; engellemek. spike ones guns bir kimsenin kötü niyetine engel olmak. spiky
s. sivri uçlu; çivili. |
|
| spike |
i. başak; bot. başakçık. |
|
| spike |
i. 1. sivri uç; sivri uçlu çubuk. 2. {spor ayakkabısının tabanındaki} kabara. 3. başak. 4. büyük çivi. |
|
| spike |
ani gürültü |
|
|