Sonuçlar

İngilizce » Türkçe Yukarı
latitude Dinle! {'lætə,tu:d}
  • [N] enlem, paralel, bölge, serbestlik, özgürlük, hoşgörü, tolerans
latitude {i.} arz derecesi; genişlik; bolluk, şümul; serbestlik, tolerans, musamaha; {astr.}, {coğr.} enlem; mıntıka; {foto.} filmin toleransı. high latitudes kutuplara yakın yerler. latitudinal {s.} arz cihetiyle, enine olan.