| air-sick |
{'eər,sık}
|
|
| sick call |
|
|
| What can we give a sick little boy? |
- [PHR] vermek: Hasta küçük bir oğlana ne verebiliriz?
|
|
| sick at heart |
|
|
| sick nursing |
|
|
| sick |
{sık}
- [A] hasta, rahatsız, keyifsiz, midesi bulanmış, kusmak üzere, hasret, özlemiş, usanmış, bıkkın, soluk, bulanmış, dağınık, iğrenç, mide bulandırıcı
- [V] yakalatmak, saldırtmak
|
|
| be sick |
|
|
| Do you feel sick? |
- [PHR] hasta: Hasta mısınız?
|
|
| fall sick |
- [V] hastalanmak, rahatsızlanmak
|
|
| feel sick |
- [V] hasta olmak, kötü hissetmek, midesi bulanmak
|
|
| I feel sick. |
- [PHR] rahatsız: Rahatsız hissediyorum., bulanmak: Midem bulanıyor.
|
|
| make sick |
- [V] bulandırmak: mide bulandırmak, kusturmak, bulandırmak: midesini bulandırmak, iğrendirmek
|
|
| pretend to be sick |
- [V] hasta numarası yapmak
|
|
| the sick |
|
|
| You make me sick. |
- [PHR] hasta: Beni hasta ediyorsun.
|
|
| sick bay |
{'sıkbeı}
|
|
| sick benefit |
{'sık,benəfıt}
|
|
| sick berth |
|
|
| sick certificate |
|
|
| sick headache |
- [N] yarım başağrısı, migren
|
|
|